Sosyal Medya Hesaplarımız

Siyaset

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Aile yapısının güçlendirilmesi için bütün gücümüzle gayret edeceğiz

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, aile yapısının güçlendirilmesi için çalışacaklarını, yeni anayasa çalışmasında da Türk ailesinin güçlendirilmesi ve korunması için gerekli adımları atacaklarını bildirdi.

Yayınlandı

on

Kurtulmuş, ÖNDER İmam Hatipliler Derneğinin Uşak Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 20. İmam Hatipliler Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, bir imam hatipli olarak kurultaya katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

İmam hatip kurultayının bugün 20’ncisinin yapılıyor olmasının değerli ve önemli olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, hem imam hatip meselesinin hem de yeniden varoluş mücadelesinin asla unutulmaması gerektiğini bildirdi.

Kendi hayatında çok sayıda Türkiye’nin antidemokratik geçiş noktalarına şahitlik ettiğini anlatan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

” 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz’u hatırlayan birisi olarak verilen mücadelenin Türkiye’nin nitelikli geleceği için ne anlam ifade ettiğini gayet iyi biliyorum. İmam hatip meselesi sadece bir okul çevresinde verilen bir mücadele değildir. Hepinizin bildiği birkaç özelliğini tekrar etmek isterim. Bunlardan birincisi; bu topraklarda Cumhuriyet tarihinin toplumsal olarak en büyük tavan bulmuş, en büyük destek bulmuş sosyal projelerinin başında gelen imam hatip okullarıdır. Toplumun farklı kesimleri yememiş içmemiş, o okulları yapmış, o okullara öğrenci yetiştirmiş, sırtında çuvallarla çocuklara yiyecekler taşıyarak burada okuyan çocukların istikbalinin gerçekleşmesi için mücadele etmiştir. Dolayısıyla ortak ve gerçekten güçlü bir proje olarak bu mücadeleyi hatırlamamız gerekiyor. İkinci temel özellik tabiri caizse Türkiye’nin demokrasi tarihinin seyriyle paralel bir seyir, imam hatip okullarının geçmişinde yer almıştır. Yani demokratik ortamın kısıtlandığı, zorlukların ve millet iradesinin baskı altına alındığı dönemlerde imam hatip liselerinin hem programları değiştirilmiş hem kapısına kilit vurulmuş hem de çok sayıda öğrencisinin kaybedilmesine vesile olmuştur. O günleri hatırlıyoruz. 60 binlere öğrenci sayısının düştüğü günleri hatırlıyorum. Bugün Allah’a çok şükür 1,5 milyona yaklaşan bir öğrenci ordusuyla birlikte Türkiye milli eğitim sisteminin temel unsurlarından birisi haline gelmiştir.”

Kurtulmuş, imam hatip liselerinin aynı zamanda bir başarı öyküsü olduğunu ifade ederek, kendilerinden önceki nesillerin yokluk, kıtlık, yoksulluk ve baskı altında mücadele ve imtihan verdiğini bildirdi.

“Geçmişi unutmayacağız”

Türk milletinin tarihi boyunca gündelik işlerle hiç uğraşmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Bizim için durmak, duraksamak bırakın geri gitmeyi, olduğumuz yerde saymak hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Aynı zamanda Sultan Alparslan Han’ın Anadolu topraklarını Müslüman milletimize açtığımız günden bu yana şöyle milletçe arkamıza yaslanarak, rahat içerisinde, huzur içerisinde yaşadığımız bir gün de olmamıştır. Hep bu ülkeyi sağdan soldan çekiştirerek bu ülkenin düşmanlarının bu milleti boğmak istediği nice serüvenleri çok yaşamışızdır. Onun için diyoruz ki hiç geçmişi unutmayacağız. Hangi labirentlerden geçtiğimizi, hangi zorluklara göğüs gerdiğimizi, tarihsel süreçleri hiç unutmayacağız. Bugünün imkanlarından ve fırsatlarından olabildiğince istifade edebilmek ama esas vazifemiz nitelikli bir geleceği inşa edebilmektir. Bunun için her alanda mücadele etmek, gayret etmek, nitelikli bir geleceğin oluşması için mücadelemizi sürdürmeliyiz. Bunun en başında ifade edilmesi gereken şudur; nitelikli bir gelecek ancak nitelikli insanların sırtında yükselir. Onun için temel meselemizi nitelikli insanlar yetiştirmek her alanda başarılı, güçlü, bilgi, hikmet ve irfanla donatılmış, ferasetli, basiretli, liyakatli ve ehliyetli, medeniyet değerleriyle donanmış gençlerimizi yetiştirmektir. Nitelikli bir gelecekten bahsediyorsak, her alanda böylesine büyük bir gençlik kadrosunu yetiştirmek bizim için önemlidir.”

“Ortak, sağlam bir mefkurenin olması gerekiyor”

Cumhuriyetin ilk asrının artık geride kaldığını vurgulayan Kurtulmuş, 29 Ekim’le birlikte yeni bir döneme gireceklerini aktardı.

Nitelikli gelecekten bahsetmek için önce sağlam bir mefkureyi ortak milli bir hedef haline getirmek mecburiyetinde olduklarını anlatan Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Yani millet olarak tarihten çıkardığımız en büyük derslerden birisi hep önümüzde büyük hedeflerin olmasıdır. Hep daha büyük hedeflerin, daha büyük ülkülerin, daha çok ve ileri noktalarda varmak istediğimiz olması gerekir. Bunu sağlamak içinse ortak, sağlam bir mefkurenin olması gerekiyor. Aynı bir otağın çadırının orta direği gibi bu ortak mefkuremiz kendi medeniyet değerlerimiz etrafında yeniden dirilmemiz, yeniden güçlenmemiz, yeniden köklenmemiz ve bu anlamda kendi medeniyetimizin değerlerini kurumsallaştırmaktır. Bunun için ortak hedefleri belirlemek, ortak hedeflere ilerleme noktasında yani Türkiye Yüzyılı hedefi olarak ortaya koyduğumuz bu milli hedef etrafında milli duruşu gerçekleştirmemizdir. Onun için nitelikli geleceğin olmazsa olmaz ilk şartının sağlam, esas bir mefkureye sahip olmamız olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu anlamda çadırımızın orta direği, ana direği, sağlam bir mefkureye sahip olmaktır.”

İkinci temel unsurun da bu mefkureyi yürütecek, ileriki nesillere aktarabilecek sağlam bir toplumsal yapının oluşması, sağlam bir toplumsal yapının sonraki nesillere devredilmesi olduğunu anlatan Kurtulmuş, bunun en başında da aile yapısının güçlendirilmesinin temel hedeflerden olduğunu aktardı.

Dünyada nesilleri mahvetmeyi kendisi için vazife bilen şer odaklarının büyük bir propagandayla hedef aldığı temel unsurlardan birisinin aile yapısı olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu aile yapısının güçlendirilmesi için bütün gücümüzle gayret edeceğiz ve inşallah önümüzdeki dönemde yapacağımız yeni anayasa çalışmasında da Türk ailesinin güçlendirilmesi ve korunması için gerekli adımları inşallah atacağız.” dedi.

“Bütün dostlarımızı kardeş bilerek yoluna devam edeceğiz”

Sağlam bir toplumsal yapının ileriye doğru güçlü bir şekilde devam etmesi için olmazsa olmaz bir başka konunun da farklılıkları, çeşitlilikleri, bir güç unsuru olarak kabul etmek olduğuna işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Mezhep, meşrep, ırk, köken, toplumsal sınıf gibi bütün farklılıkların bir tarafa bırakılarak bunların üzerinden bu farklılıkları bir zenginlik aracı olarak görerek aynen Osmanlı’nın geçmişte yaptığı millet sistemi üzerinden güçlendirdiği o anlayışı yeniden kuvvetlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Bu ülkenin 85 milyonunun tamamı birdir, beraberdir kardeşimizdir. Sadece Türkiye’deki 85 milyon değil, dünyanın dört bir tarafında 100 milyonlarla ifade ettiğimiz millet varlığımız da bizim dostumuzdur, kardeşimizdir, beraber olduğumuz insanlardır. Sadece 100 binler, 100 milyonlarla ifade ettiğimiz soydaşlarımız, ırkdaşlarımız millet varlığımız değil bugün artık yaklaşık 2 milyara yaklaşmış olan İslam ümmetinin tamamı da dostumuzdur, kardeşimizdir, ailemizin bir parçasıdır. Bu çerçevede Türkiye’deki farklılıkları zenginlik aracı olarak bilmek sadece bir retorik olarak değil önümüzdeki dönemde dünyayı bekleyen bir başka önemli tehlikenin de bertaraf edilmesi için asli vazifelerimizden birisidir. Nedir o? Bugün bütün dünyada yabancı düşmanlığı ve İslam düşmanlığı şeklinde tezahür eden ötekine tahammül etmeyen, öteki olarak tanımladığını yok etmeye çalışan, öteki olarak gördüğüne hayat hakkı tanımayan ırkçı, faşist, çağ dışı ve çağın tamamıyla ötesinde kalmış olan bu karanlık anlayıştır. Ne yazık ki aynen aileyi tahrip etmek isteyen bazı görüşler gibi insanlık ihyasında, insanlık aleminde, insanlık ortak paydasını yok etmek isteyen bu faşist zihniyetle, bu ırkçı zihniyet de çağımızın en büyük virüslerinden birisidir. Bundan Türkiye’ye Allah’a çok şükür hiç sirayet etmeyecek. Bunu Türkiye’de hiç bulaştırmayacağız ve inşallah Türkiye hem 85 milyonu kardeş bilen, hem bütün dostlarımızı kardeş bilerek yoluna devam edeceğiz.”

Kurtulmuş, sağlam bir toplumsal yapıya sahip olmanın önemli ayaklarından birinin de güçsüze, yoksula ve mağdurlara el, kucak açmak, onların elinden tutmak olduğunu bildirdi.

“Devlet ele geçirilecek bir yer değildir”

Kurtulmuş, nitelikli bir geleceğin temel şartlarından birinin güçlü insan kaynaklarına sahip olmaktan geçtiğini ifade etti.

Türkiye’nin bugün her alanda yetişmiş elemanlarıyla büyük atılımlar gerçekleştirdiğini aktaran Kurtulmuş, “Ama yetmez. Daha ileriye gitmemiz lazım. Bu anlamda milli eğitim sistemimizin başarılı kurumlarından birisi olan imam hatip liselerinin de ortaya koyduğu başarı ortadadır. Bize verilen önümüzdeki bilimsel verilerle yeterli olan değil, dünyada bilimsel alanda da mücadele edebilen, rekabet edebilen, öncü olabilen nitelikli insanları yetiştireceğiz. Bizim gençlerimiz temel bilimlerden uzay bilimlerine, sosyal bilimlerden dini ilimlere kadar her alanda dünyadaki yaşıtlarıyla yarışacak ve dünyada öncü bilim adamları olacaklardır.” diye konuştu.

Nitelikli bir geleceği kurabilmek için en temel bir diğer unsurun da güçlü bir devlet yapısına sahip olmak olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Devletin içine kümelenmiş olan unsurların ne büyük zararlar verdiğini daha çok kısa bir müddet evvel 15 Temmuz dolayısıyla bir kere daha gördük. Devlet ele geçirilecek bir yer değil, devlet milletin verdiği yetkiyle millete hizmet edilecek bir makamdır, bir hizmet yeridir. Bu çerçevede devletin yeniden yapılanması hızlı ve etkin kararlar alan bir mekanizma haline dönüştürülmesi için yine milletimizin kararlılığıyla Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi’ne geçmiş bulunuyoruz. Bu sistemin daha da güncellenerek daha hızlı ve daha etkin bir hale getirilmesi için mücadele edeceğiz ve böylece etkili güçlü bir devlet yapısını hep beraber kuracağız. Güçlü bir devlet sisteminden kastımız sadece devletin güç olarak güçlü olması değil, aynı zamanda devletin yegane sahibi ve hakimi olan milletin de güçlü olmasıdır.”

Devlet ve milletin bütünleşmesine değinen ve gelinen noktada millet-devlet kaynaşmasının gerçekleştiğini, daha da ileriye gideceğini vurgulayan Kurtulmuş, “Asıl olan millettir. Asıl olan devlet değildir. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıyım. Yarın yokum. Ben otuzuncusuyum. Benden evvel 29 kişi gelmiş geçmiş. Bu makamların hepsi gelip geçecek. Hepsi millete hizmet etmek için var olunan makamlardır. Hepimiz faniyiz.” ifadelerini kullandı.

Devletin en büyük gücünün devlet ve milletin bütünleştiği zamanlarda kazandığı başarılardan geldiğine işaret eden Kurtulmuş, “Allah’a çok şükür Türkiye son 20 yılda yine bir imam hatipli olan Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde devlet ve millet bütünleşmesini sağlamış ve yoluna devam ediyor. Güçlü bir devlet yapısının önemli unsurlarından birisi adalet ve merhametin kurumsallaşmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Yeni anayasa yapılması boynumuzun borcu”

Türkiye’nin temel hukuksal metinlerinin yeni baştan yazılmasının ve yeni reformların ortaya konulmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Kurtulmuş, şunları söyledi:

“Bunun en başında çağdaş, milli, katılımcı, kapsayıcı, yeni bir anayasanın yapılması boynumuzun borcudur. Milletin verdiği temel ödevlerden birisidir. Yine aynı şekilde Türkiye’nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni bir iç tüzükle işleyişin daha rasyonel, daha demokrat ve daha hızlı bir şekilde olmasını sağlamak da gündemimizdedir ve inşallah bunları gerçekleştireceğiz. Böylece Türkiye’nin hem hukuk metinleri bakımından hem de uygulama bakımından yüksek nitelikli bir döneme geçişi sağlanacaktır. Bunun için siyasi partiler yasası, seçim yasası gibi diğer konularda güncelleme yapmak da herhalde önümüzdeki konulardan bazılarıdır.”

Notlar

Programda, Uşak Valisi Turan Ergün, Belediye Başkanı Mehmet Çakın ve Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, katılımcıları selamlayarak, kurultayın kentte gerçekleşmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

ÖNDER İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan ise kurultaya yurdun dört bir yanından katılım sağlayan üyelere teşekkür etti.

Konuşmaların ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş, protokol üyeleriyle Uşak’ın tarihini anlatan sergiyi gezdi.

Kurtulmuş daha sonra Uşak Valiliğini ziyaret ederek, Vali Turan Ergün ile görüştü.

DAHA FAZLA OKU
YORUM YAPMAK İÇİN TIKLA

YORUM YAPIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Siyaset

İstanbul’da Aksa Tufanı! Karamollaoğlu: Filistin bizim için imani bir meseledir

Yüz binlerce kişi, Filistin direnişine destek olmak ve işgalci İsrail rejimine tepki göstermek amacıyla İstanbul’da Saadet Partisi’nin öncülüğünde ‘Özgür Filistin Mitingin’de bir araya geldi.

Yayınlandı

on

By

Yüz binlerce kişi, Filistin direnişine destek olmak ve işgalci İsrail rejimine tepki göstermek amacıyla İstanbul’da Saadet Partisi’nin öncülüğünde ‘Özgür Filistin Mitingin’de bir araya geldi. Filistin direnişini desteğini haykıran yüz binler, İsrail rejimine “Filistin yenilmez” mesajı da verdi. Mitingde katılımcılara hitap eden Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Merhum Erbakan Hocamız, ‘Kudüs coğrafi bir mesele değil, imani bir meseledir’ demişti. Biz inancımızın gereği olarak buradayız. Siz de bunu teyit etmek için buradasınız” dedi.

Filistin Direnişine destek olmak ve Teörist İsrail’in zulmüne dikkat çekmek için Saadet Partisi tarafın’dan düzenlenen Özgür Kudüs Mitingi dün yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen Mescid-i Aksa sevdalısı vatandaş, Filistin ve Türkiye beraber dalgalandırarak dünyaya Müslümanların kıyamını gösterdi. Birçok sanatçının ezgileriyle, marşlarıyla, şarkılarıyla heyecan kattığı mitingte video gösterimiyle İsrail’in yıllardır Filistin’de uyguladığı sistematik işgale dikkat çekildi. Aksa Tufa’nı operasyonun temsilcisi Hamas’a destek sloganlarının atıldığı mitigde yapılan konuşmalarla Batı dünyasının iki yüzlü siyasetine de vurgu yapıldı. Özgür Filistin Mitingi, DİN-BİR-DER Genel Başkanı Muhammed Hamdi Yıldırım Hoca’nın yaptığı dualarla son buldu.

ÖZGÜR FİLİSİTİN MİTİNGİNE YOĞUN KATILIM

Yurtiçi ve yurt dışından birçok ismin davet edildiği Özgür Filistin Mitingine, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı (MGV) Genel Başkanı Salih Turhan, İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Bayat,   Gazze Hükümeti Genel Sekreteri Dr. Kamal Aboun, Filistin  Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, Saadet Partisi Milletvekilleri Mahmut Arıkan, Bülent Kaya, Mehmet Atmaca, Mehmet Karaman, Hasan Bitmez, Mustafa Kaya, Şerafettin Kılıç, Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, Mesut Doğan, Birol Aydın, Genelcek Partisi Milletvekilleri İsa Mesih Şahin, Selim Temurci, Sema Silkin, Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı,  Gelecek Partisi İstanbul İl Başkanı Mehmet Kuğu, HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı İsa Güvendik, Millî Gazete Genel Müdürü ve İmtiyaz Sahibi Ömer Yüksel Özek, MÜSİDER Başkanı Arslan Ateş,  AGD İstanbul Şube Başkanı Mehmet Yaroğlu katıldı. iBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da mitinge destek amacıyla bir video mesaj gönderdi.

“GÖZDAĞI VERMEK İSTİYORLAR”

Saadet Partisi Temel Karamollaoğlu, Özgür Filistin Mitingi’nin önemine vurgu yaparak, “Sizin burada olmanız Filistin’deki mücahitlere büyük bir destektir. Merhum Erbakan Hocamız, ‘Kudüs coğrafi bir mesele değil, imani bir meseledir’ demişti. Biz inancımızın gereği olarak buradayız. Siz de bunu teyit etmek için buradasınız. Maalesef bütün dünya, özellikle Batı alemi bu konuda bir şaşkınlığın içerisinde. Uçak gemileri gönderiyorlar. Kime karşı? Belli değil. Çünkü karşılarında uçaklarla, gemilerle saldıran kimse yok. Gözdağı vermek istiyorlar. Ama bu kesinlikle onların haklı olduğunu göstermiyor. Bu onların güçsüzlüğünü ortaya koyuyor. Bugün Amerekida’da, İngiltere’de ve Avrupa’da gerçekleri gören milyonlarca insan var ve onlar ayağa kalkmış durumda. Kendi yöneticilerinin gerçekleri görmesini istiyorlar” ifadelerini kullandı.

“ADIM ATMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

Filistin meselesinin partiler üstü bir konu olduğunu belirten Temel Karamollaoğlu, “Bu miting Türkiyemizin mitingi. Diyarbakır’dan, İzmir’den, Antalya’dan gelenler var. Biz bir bütün olarak ayağa kalktık. Hiçbir siyasi farklılık göstermeden, ‘Bu dava hepimizin davasıdır’ dedik. Bundan dolayı ben bugün burada, bu mitinge katılan bütün kardeşlerimi tebrik ediyorum. Bizim süslü laflara değil gerçeklere ihtiyacımız var.  Bundan dolayı adım atmaya ihtiyacımız var. Eğer bugün uyanmaz gerekli tedbirleri almazsak, bir daha bu durumun üstesinden gelmemiz mümkün olmaz. Biz topraklarımız işgal edildiğinde bir milli mücadele ortaya koyduk. Bugün ki sınırlarımızı ortaya koyduk. Şimdi Filistinliler kendi davaları için bir müdefa ortaya koyarken, onların dertdini kendimize dert edinemezsek olmaz. Allah yardımcıları olsun” şeklinde konuştu.

“BU MEYDANDAN ‘BİZ VARIZ’ DİYORUZ”

Filistin ve Mescid-i Aksa Direnişi için bir araya gelmenin ne kadar değerli olduğunu ifade eden  Temel Karamollaoğlu, “Bugün burada büyük bir dayanışma örneği ortaya koyuyoruz. Bugün bu meydandan, ‘Biz varız’ diyoruz. Bugün bu meydandan, ‘Biz yapılan hataları görüyoruz ve bunun karşısında dimdik ayakta duruyoruz’ diyoruz. Aramızdaki ufak tefek farklılıkları Filistin için görmüyoruz. Filistin Davası bizim de davamızdır. Filistin Davası tüm insanlığın davasıdır. Hiç kimse bugün Gazze’de yaşananları görmezden gelmez. Biz bugün bu meydandan bu haksızlığı tekrardan haykırıyoruz” açıklamalarında bulundu.

“MÜSLÜMAN KARDEŞLEMİZ KORKMUYOR”

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Filistin’de geçmişten bugüne ne yaşandığını hatılatarak, “1917’de İngiltere’nin işgalinden sonra zulüm o topraklarda başladı. 1948’de İsrail’in kendini devlet ilan etmesinden sonra zulüm katmerlenerek artmaya devam etti. Toplam 75 yıldır işgal edilen Filistin topraklarında zulüm her gün biraz daha arttı. Siyonistler Müslümanları öldürmek için, camileri bombalamak için bahaneye ihtiyaç duymuyorlar. Ama 9 gün önce oradaki Filistinli mücahitler Aksa Tufa operasyonları başlatarak onların Demir Kubbesi başlarına çöktü. Filistinli mücahilerin operasyonlarıyla yenilmez denilen orduları çöktü. Bundan dolayı öfkeliler. Bundan dolayı panikteler. Bundan dolayı korkuyorlar. O yüzden yardım istiyorlar. Batı’nın gönderdiği uçak gemileri, uçaklar sizin gözünüzü korkutmasın. Çünkü oradaki Müslüman kardeşlerimiz korkmuyor” değerlendirmelerinde bulundu.

“FİLİSTİN DAVASI BÜTÜN MÜSLÜMANLARIN DAVASIDIR”

Zekeriya Yapıcıoğlu, “1948’de savaş başladığında, ‘Arap-İsrail’ savaşı dediler. Müslümanlara, ‘bu sizin savaşınız değildir’ dediler. Daha sonra  bizim saflarımızı küçültmek için, ‘Filistin İsrail’ savaşı dediler. Şimdi de Gazze Savaşı diyorlar. Ama öyle değil.  Merhum Erbakan Hocanın, ‘Filistin Davası bütün Müslümanların davasıdır, hatta bütün insanlığın davasıdır’ diyordu. Mescid-i Aksa bize emanettir. Kudüs, Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de bahsettiği kutsal bir mekandır. Mescid-i Aksa yer yüzünde kurulan ikinci mescit, bizim ilk kıblemizdir, İslam’ın üçüncü harem-i şerifidir” diyerek Filistin Davası’nın Müslümanların davası olduğunun altını çizdi. 

“KARDEŞLERİMİZE SELAM OLSUN”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise, “Mescid-i Aksa için kanlarını akıtan kardeşlerimize selam olsun. Bir açıkhava hapishanesi haline getirilen Gazze’de bütün Müslümanlar adına ayağa kalkan kardeşlerimeze selam olsun. Bazı meseleler var ki konuşarak değil yaşayarak anlatılır. Rahmetli Mursi’nin döneminde Gazze Kapıları açıldığında oraya gitmiştik. Toplantılar sürerken Gazze semalarında İsrail uçakları gözüktü. Gazzeli kardeşlerimizle orada omuz omuzaydık. İsrail uçakları Gazzeyi bombaladı. Gazze’deki Şifa Hastanesini ziyaret ettik. Bugün olduğu gibi yine Şifa Hastanesinin üzerinde savaş uçakları vardı. Ama bizi orada Türkiye bayraklarıyla karşıladılar. Orada evladını kaybetmiş bir babayla kucaklaştık ağlaştık. Bunu yaşamayan orada neler olduğunu anlayamaz” şeklinde konuştu.

“75 YILLIK BİR ZULÜM VAR”

Ahmet Davutoğlu, Siyonizmin kara propagandasına kapılanlara seslenerek“Filistinle ilgili ahkam kesenlere, Gazze’yi terörizm kaynağı gibi gösterenlere sesleniyorum; insanlığınızdan utanın. Neden 7 Ekim sabahı diye soruyorlar. Sanki Filistin’de huzur vardı da bir sabah Hamas, masum İsraillilere saldırdı. Bu bir aldatmacadır. Orada İsrail’in uyguladığı 75 yıllık bir zulüm var. Mescid-i Aksa 56 yıldır işgal altında. Bunun vebali sadece İsrail üzerinde değil bütün İslam dünyasının da üzerindedir. Çünkü son aylarda İsrail’in saldırıları artmış ve ödlürülen masum Filistinlilerin sayısı giderek artmıştır. O yüzden Aksa Tufanı başlatıldı. O yüzden oradaki kardeşlerimiz ayağa kalktı” açıklamalarınd bulundu.

“16 YILDIR GAZZE AMBARGO ALTINDAYKEN BATI NEREDEYDİ”

Filistin halkının yaşadıklarına dikkat çeken Filistin  Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa da, “İsrail’in cinayetler esnasında sadece insan değil, evleri, mescidleri, hastaneleri da hedef oluyor. Halkımız 1 asırdan beri bu işgalcilerin saldırılarına direniyor. Direnmeye de devam edecek. Elbette biz, ‘niçin direniş yapıyorsunuz?’ sorularını cevaplamak zorunda değiliz. 1 asırdır devam eden soykırımı, cinayetleri herkes görüyor. Özelliklede 2023 yılında ciddi bir zulme maruz kalıyoruz. Uluslar arası huku hiçe sayan bir cinayet şebekesiyle karşı karşıyayız. Mazlumlar gerekçelerini sunmak için herhangi bir güce ihtiyaç duymaz. Bizim bugüne kadar yaşadıklarımız bizim gerekçemizdir. İşlemedikleri hiçbir suç kalmadı. Utanmadan da yalan söylüyorlar ve uydurmasyon görüntülerle kendilerini masum göstermeye çalışıyorlar. İşte bu yalanlara inanmaya hazır işbirlikçi Batı da bu insanlık suçuna destek veriyor. 16 yıldır Gazze ambargo altındayken Batı neredeydi. Batı’nın gerçek yüzü bu mudur?” değerlendirmelerinde bulundu. 

“DİRENİŞTEN BAŞKA ÇARE KALMAMIŞTIR”

Hükümeti Genel Sekreteri Dr. Kamal Aboun da, Filistin tarihini hatırlatarak, “Osmanlı Devleti düştükten sonra Filistin halkı büyük bir yoklukluğa mahkum oldu. Biz Filistinliler de 75 yıldır her türlü katliama, soykırıma ve cinayete maruz kalıyoruz. 2023 yılında, Siyonist hükümet kurulduktan sonra büyük bir zorlukla karşı karşıyayız. Mescd-i Aksa’yı yok etmek için uğraşıyorlar. Gördüğünüz gibi bütün mukaddeslerini çiğneyenler, Mescid-i Aksa’ya o kirli ayaklarıyla giriyor. Her türlü kötülüğü, işkenceyi Filistinli kadınlara ve çocuklara reva görüyorlar. Biz defalarca uyardık, tekrar tekrar uyardık, ‘Kudüs, MEscd-i Aksa bizim kırmızı çizgimizdir’ dedik. Ama dikkate almadılar. İşte tüm bunlardan sonra Filistinli kardeşleriniz için direnişten başka bir çare kalmamıştır. Direniş mensubu kardeşleriniz üzerine düşen görevi yerine getirerek, Mescid-i Aksa’yı kurtarmak için yola çıktılar” diye konuştu.

“GAZZE ADETA TOPLU MEZARA ÇEVRİLİYOR”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı ise Filistin Davasının önemine dikkat çekerek, “Filistin Davası, Balkanlardan Endonezyaya, yüreğinde insanlık onuru taşıyan vicdan sahiplerinin ortak davasıdır. Bugün burada farklı partilerden, farklı kimliklerden on binlerce insanımız var. Bugün burada toplanarak insanlık davasını savunanlara, bu meydanda bir olup zulme lanet okuyanlara selam olsun. İşgal rejimi İsrail 1948’den bu yana adım adım Filistin topraklarını işgal etmekte. Her türlü zulüm ve baskı mekanizmasını işleterek bir soykırıma imza atılmaktadır. Gazze’de dünya tarihinin en alçak soykırımını izliyoruz. Çocuk hastaneleri bombalanıyor. Yasaklı olan fosfor bombaları kullanılarak savaş suçu işleniyor. Su, elektrik, internet kesilerek Gazze adeta toplu bir mezara çevriliyor. Filistinlilere tek bir yol kalıyor; direnmek, zulme karşı mukavemet göstermek. İşte ölümü öldüren Filistinli mücahitlerin yaptığı budur” dedi.

DAHA FAZLA OKU

Siyaset

Yeniden Refah Partisi Konya’da ‘Özgür Filistin’ mitingi düzenleyecek

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, 14 Ekim Cumartesi Konya’da Filistin halkına destek için miting düzenleyeceklerini açıkladı.

Yayınlandı

on

By

Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı Suat Kılıç, Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrası Yeniden Refah Partisi Genel Merkezinde basın toplantısı gerçekleştirdi.

‘Konya’da Özgür Filistin mitingine tüm halkımız bekliyoruz’

Kılıç, MYK’da 14 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’de Konya’da, ‘Özgür Filistin’ mitingini gerçekleştirme kararı aldıklarını belirterek, “Konyalıları ve çevre illerde yaşayan bütün vatandaşlarımızı Türkiye’nin her tarafından özgür Filistin, Kudüs, insan ve yaşam hakkı duyarlılığı olan bütün kardeşlerimizi Konya’da birlikte olmaya, özgür Filistin’in sesini bütün dünyaya duyuracak mitingimize katılmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İsrail apaçık savaş suçu işliyor’

Açıklamasında İsrail’in savunmasız masum sivilleri katlederek savaş suçu işlediğini kaydeden Kılıç, şunları söyledi:

“Gazze’den yükselen feryada dünyanın ilgisiz kalması… İsrail’in hukuk tanımayan, uluslararası hukuku yok sayan, Birleşmiş Milletler Genel Kurul kararlarını tanımayan, umursamayan tavırları Ortadoğu’yu bir kez daha kan gölüne çeviriyor. Bu bir İsrail-Filistin çatışması değil bu apaçık ilan edilmiş tarafları belli olan savaş halidir. Ancak bir tarafta kadınlar çocuklar siviller var. Bu insanların insani ihtiyaçları okulları camileri var. Diğer taraftan modern silahları olan ve masum sivilleri acımasızca hunharca katleden bir İsrail devleti var. 360 kilometrekarelik alanda sıkıştırılan 2 buçuk milyon insanı evlerinde okullarında hastanelerinde hedef almak apaçık bir  savaş suçudur. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm uluslararası örgütleri göreve davet ediyoruz. Bugün değilse ne zaman? Binlerce masum insanın katledildiği bu saldırılara tepki verilmeyecekse uluslararası örgütler varlık sebeplerini ne zaman ortaya koyacaklar? Öldürülen çocukların kadınların hukuku bugün korunmayacaksa BM niye var? İslam İş birliği Teşkilatını daha yüksek sesle eylemci bir tavır takınmaya davet ediyoruz.”

‘Başkenti Kudüs olan Özgür Filistin meselenin tek çözüm noktasıdır’

‘Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararlarında olduğu gibi iki devletli ve 1967 öncesi Filistin topraklarının sınırlarına saygı gösterilecek çözüm tek çıkışı yolu olduğunu kaydeden Kılıç, uluslararası örgütleri de katliamı durdurmaya çağırdı:  

“Başkenti Kudüs olan, özgür, bağımsız Filistin Devlet meselenin tek çözüm noktasıdır. ABD ve AB başta olmak üzere dünyayı buradan uyarıyoruz: İsrail’in sivilleri öldürmesine teşvik etmek yerine masaya ve BM kararlarına uymaya dönmesini sağlamak sizin göreviniz ve sorumluluğunuzdur. İşlenen savaş suçlarına göz yuman herkes, bu suça ortak olacaktır. BM Genel Kurulu’nu da kendi kararlarına uymaya, kendi kararlarını uygulatmaya; daha istekli, daha arzulu bir şekilde BM Genel Kurulu’nun iradesine sahip çıkmaya davet ediyoruz. İsrail’in bu zulmünü, sivil ölümleri görmezlikten gelerek dünyada barışı tesis etmek mümkün değildir.”

DAHA FAZLA OKU

Siyaset

Saadet Partisi’nden Özgür Filistin Mitingi kararı

Saadet Partisi, işgalci İsrail’in zulmü sonrası Özgür Filistin Mitingi yapma kararı aldı.

Yayınlandı

on

By

Saadet Partisi ‘Özgür Filistin Mitingi’ yapma kararı aldı. 

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı, Filistin direnişini desteklemek için 15 Ekim Pazar günü İstanbul’da Özgür Filistin Mitingi düzenleyeceklerini söyledi. 

Miting için müracaatlarını yaptıklarını belirten Yazıcı, “Bu önemli buluşma ile hep birlikte Filistin halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya göstereceğiz.” dedi.

Mitingin saat kaçta ne zaman yapılacağı henüz belli olmadı.

Ne olmuştu?

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim’de işgalci İsrail’e ” Aksa Tufanı” isimli kapsamlı saldırı başlattığını açıklamıştı.

Gazze‘den İsrail yönüne binlerce roket atılırken, silahlı gruplar bölgedeki yerleşim yerlerine girmişti.

İsrail ordusu da onlarca savaş uçağıyla Gazze Şeridi’ne saldırı başlatmıştı.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Gazze’ye saldırılarında 493 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 bin 751 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli kentlerinde ise İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 7 Filistinli yaşamını yitirmişti.

Abluka altındaki Gazze Şeridi’nden düzenlenen saldırılarda ölen İsraillilerin sayısının 800’ü geçtiği bildirildi.

İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’ın haberine göre, Hamas‘ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın abluka altındaki Gazze Şeridi’nden İsrail’e başlattığı “Aksa Tufanı” isimli saldırıda en az 800 İsrailli öldü.

Saldırıda 2 bin 400 İsraillinin de yaralandığı bilgisi paylaşıldı.

DAHA FAZLA OKU

ÇOK OKUNANLAR